İçeriğe geç

Yazı

Bir Yıl Sonra

Artık yoruldum. Çok önce yaşanmış ve üstü tozlanmaya bırakılması gereken yaşanmışlıkların hâlâ perde perde aklıma düşüp, kendini zorla cilalatması canımı sıkmaya başladı. Git gide düşüncem olgunlaşsa da, kendime kızmayı bırakıp doğru olanı yaptığıma kanaat getirsem de, hâlâ uykularımı kaçırması ve artık olasılıksız olan ihtimallerin olasılıklarını düşünmem canımı sıkıyor. O kadar çaresizim ki gecenin bi vakti sıkıntımı şiirle anlatmak istediğimde doğru kelimeyi seçemeyecek kadar duygusuzken, yarının işleri için endişeli bir şekilde uyumaya gayret ederken hala beynimi meşgul etmesi ağırıma gidiyor. Olanlardan pişman değilim, fırsat bendeyken reddettiğim için pişman değilim ama sanırım hâlâ onun yarattığı boşluğu dolduramadım.

Tek sorunum herhangi bir boşluk sorunu da değil ayrıca geçmişte yaşadığım o günlerde edindiğim dertler aklımı meşgul ediyor. Paylaştığım o acıların sebep olduğu karakter değişiminin ve gelişiminin izlerini üstümde görmem hâlâ hatırlamama sebep oluyor. Dahası sadece paylaştıklarım değil, şimdi şimdi anlıyorum ki bana yaşattığı stresten edindiğim hastalık bir hatırlatıcı. İronik kısmı sağlığım için iyi uyku çekmem gerekirken hastalığımın onu hatırlatması uyku uyumama engel oluyor.

En çok uykularımı bölense merak, hâlâ merak ediyorum bana kötü davrandığı için. Şu sorunun cevabını mesela beni acaba gerçekten seviyor muydu, en azından benim ona değer verdiğim kadar değer veriyor muydu? Birbirimiz için ifade ettiğimiz anlam aynı mıydı yani. Davranışlarımızdaki farklılıklara baktığımda kesinlikle aynı değildi diye düşünüyorum kendi kendime ama şunu biliyorum ki ben ondan çok daha şanslıyım. Onun karşısında doğru bir sevgi örnekliği, ona değer veren bir ailesi yoktu. Belkide beni gerçekten seviyordu, belkide gerçekten hak ettiğim değeri veriyordu bunu sadece ben göremiyordum ya da o gösteremiyordu.

Kendimde fark ettiğim bir hâl daha var. Ben gerçekten sevmeyi özledim. Bu ihtiyacımın farkında değilken eksikliğini çekmediğim bu hâlin artık eksikliğini hissediyorum. Bu da gerçekten hem zamanımı harcıyor hem de duygularımı tehdit ediyor, beni yanlış kararlara sevk edecek diye korkuyorum. Ayrıca sevmek eyleminin onun özdeşleşmesi içimde garip bir kaygıya sebep oluyor. " ya artık kimseyi onun gibi sevemezsem..." Sevdiğim herkes onu hatırlatacak belki de, bilemiyorum. Sonuç olarak olumlu herhangi bir şey barındırmayan bu duygular hâlâ aklımda yer ediyor ve bu ağırıma gidiyor. İçimdeki inançsa bana bunların hiçbirini onun hissetmediğini söylüyor ve bu daha da ağırıma gidiyor.

Ne olursa olsun hatırladığım hayatımın büyük bir bölümünü paylaştığım insanı kendi kendime yargılandığım mahkememde kalbimin içinde bir hücrede muebbete mahkum etmek istemiyorum. İçimde bir his kalmamış olsa da, kendim için doğru olanı yapıp bir insanın hem babası, hem abisi hem de hayat arkadaşı olamayacağımı kabul edip gitmiş olsam da, (burası egoistçe gelebilir ama) benden daha iyisini bulamayacağına inanıyor olsam da, hatayı onda bulup kötülüğünü istemiyorum. Denebilecek tek bir şey var artık, başka bir evrende...

Ayrılıktan 1 yıl sonra

— Kochi Chef

Yorumlar

Yorum bölümü henüz açılmadı. Düşüncelerinizi iletişim sayfasından bana yazabilirsiniz.