Sonbahar (2)
Bu dördüncü yıl, aileden uzak...
Babam başımda, annemse yanımda
Olamaz artık. Vuslat yine uzak...
Bu dertler gelir hep güz aylarında
Daha varmadan ömür çeyrek asra
Çok şey paylaştık ikimiz sonbahar.
Yağmurun ki sevda gibi kara
Esen yelin ki hasret gibi dağlar!
Anlıyorum artık garibin halini
Dil süküt eder, göz konuşur benle
Anlatır bana en içli derdini
Sözle söylenmez, tarifsiz bir hisle
Anlatır bana en içli derdini
Ahkam keserim, gelmeden zemheri
Bilirim diye dolanıp dururum
Kalp lekesini, kanımdaki zehri
Sorsan bakamam, kendi içim korkum
Kendim için korkum
Sen ki sonbahar, matemin mevsimi
Her yıl kapında kendime bakıyorum
Baktığım yerde ne yalnız kendimi
Ne de o mahzun canları görüyorum
Gördüğüm sensin, matemin rüzgarı
Bizi biz yapan, hazin ortağımız
İçkinsin bize, turuncu ve sarı
Rengin bir ülkü, bizim sancağımız
Turuncu ve sarı
Her sene sensin, düşen her yaprak
Her bir güvercin pencereme konan
Sessizlik, ayaz, matem kokan sokak
Senin eserin işte bu ey hazan
— Kochi Chef